Bugun...


Yahya DEMELİ


Facebookta Paylaş









Anayasa ve Başkanlık
Tarih: 23-11-2016 14:48:00 Güncelleme: 23-11-2016 14:48:00


ANAYASA VE BAŞKANLIK

 

Devletimizin önünde önemli meseleleri var. Yeni anayasa, başkanlık, komşular ve Ortadoğu yapılanması, Türk ve İslam dünyası entegrasyonu… Ülkenin önemli meseleleri varken kimi oy hesabında, kimi saltanat, “kimi krallığıma dokunmayın da ne olursa” olsun hesabında veya memleket batmış, çıkmış mühim değil anlayışında olunamaz… Türkiye’nin belli bir siyasi seviyeye gelmesi için, darbe anayasalarına son verilmesi, parti içi muhalefetlere ve farklı demokratik söz ve söylemlere yer verilerek, anayasamızın, siyasi partiler kanunun, parti tüzüklerinin ve seçim kanunlarının yeniden düzenlenerek, demokrasimizin ve Türkiye’nin önündeki engeller kaldırmalıdır.

Duyarlı toplum, aydın toplum, vatansever, demokrat bir toplum olmak için; ülkesine, vatanına, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, bilinçli toplum olmalıyız. Yoksa ülkenin dertleriyle hemdert olanlara saldıran, akıl ve izandan yoksun kişilerle benzer bir safta yer alacak kadar bilgi ve erdemden yoksunluk içersinde olanlarla, fikir münakaşası yapanlara üzülüyoruz. Siyasete baktığımızda; kısır parti veya şahsi çekişmelerden öteye gidemeyen bir anlayış, Türkiye’yi ileriye taşıyacak seviyede görülmüyor. Zaman geçmiyor ki, demokrasimizin gözbebeği siyaset kurumlarımızdan, demokrasinin ruhuna aykırı sesler yükselmesin. Problemleri uzlaşı kültürüyle aşmalıyız.                                                       

İçeri belli olmayan bir başkanlık sistemi ve anayasayı konuşur, duruyoruz. Başkanlığın şartlarını ortaya koymadan karşı mısınız, evet diyor musunuz demek ne kadar doğrudur? Bir taslak ve prensipler belirlenerek, bunun üzerinden görüş ve fikirler alınarak, eksiler düzeltilerek belirlenen ilkelerle millete gidilmesi daha doğru olmaz mı? Millete de ne olduğu anlatılmadan başta kabul mü, ret mi anlayışı kabul edilemez. Bu anlayış ve yaklaşım, ilme de hukuka da insan hak ve hürriyetlerine de aykırıdır. Bir konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunur mu?...                                                                                     

Şartlar milletimizin değerlerine, özgür irade ve demokrasimize uygunsa, tek devlet, tek bayrak tek vatan, tek millet ilkesine uygunsa, Türkiye’nin özgürlüğünü koruyacaksa niçin başkanlık olmasın ki… Şartlar belirlenmediğinden milletimizde endişe var korku var, acabalar var. Bu endişeleri giderecek olan da milletimize sunulacak projenin içeriği ve taslağının açıklanmasıdır. Öyle bir anayasa olmalıdır ki; tüm kesimlerin hukukunu ayrımsız, kollamasız, engelsiz, tarafsız, biatsız, baskısız, adil ve eşit şekilde sağlamasıdır.           

Delile dayalı eleştirel bakış, eleştirel düşünce, kendini sorgulama insanın vazgeçilmesi olması yerine doğma, bağnazlık, tahammülsüzlük, saygısızlık bunu yerini almışsa artık o toplumun kıyameti kopmuş demektir. Bir insana veya bir grup insana sınırsız bir güç verilmesi, onu veren toplumun kendini köleleştirme arzusunda olduğunu ve efendi aramakta olduğunu gösterir. Onun için amaç milletimizin yeni aldanışlarına fırsat vermemek, ülkeyi yeni sıkıntılara sokmamak,  yapılan siyaseti mihenge vurarak ölçüler sunmak, yapılacakların ilmin, aklın toplumsal birliğin rehberliğinde olmalıdır, diye düşünülmelidir.

Ülkemizin birliğe, dirliğe ihtiyacı var. Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızla beraber bir arada yaşamak istiyoruz. Cumhuriyeti emekle, alın teriyle, gözyaşıyla kurduk, binlerce şehidimizin canı, kanı var. Bilgi kirliliği ağına takılmadan her söze ve görüntüye inanmadan istikametimizi koruyarak devlet-millet ve millet-ordu bütünleşmesini kuvvetlendirmeliyiz. Kardeş kavgasına yol açacak söylem ve eylemlerden kin, nefret, intikam tacirliği ve tahrikçiğinden uzak durulmalıdır. Cumhuriyetimizin kuruluşunda olduğu gibi birliğin esasını oluşturan bu milletin özgürlük, vatan, din, devlet, millet ve bayrak sevdası korunmalı ve çoğaltılmalıdır. Parti içi, parti dışı kavgalarını, menfaat endişelerini bir tarafa bırakarak birliğimize, devletimize sahip çıkarak, ülke kaygısında olunması, farklılıklardan değil birlikten, ortak noktalardan yola çıkılması gerekir.                                                    

Anayasa ve başkanlık tartışılırken öncelik ülke, millet, devlet menfaati düşünülerek sadece parlamento içindeki değil dışındaki vatansever, sağduyulu birçok düşünce ve teşkilatlar, partilerle de bilgi alışverişinde bulunulmalı istişareler yapılarak bir konsensüs ’uzlaşma’ sağlanmalıdır. Devlet işinde ilim, adalet ve liyakat esas alınarak birlikteliğin şartları oluşturulmalıdır.  Ülke ve millet üzerinde bir takım psikolojik baskı kuranlara karşı milletin azim ve kararlılığıyla, birliğimizle, milli siyasetimizle bağımsızlığımız ve kırmızıçizgilerimiz korumalıdır.                                                                                                                     

Devleti kurtaracak olan aciz insanlar ve yeterli olmayan hükümet programları değil; milletimizin kolektif zekâsıdır, birliğidir, inancıdır. Millet olma inanç ve temelidir. Bizi biz yapan değerlerimizdir. Hizipleşmeye, çatışmaya, gruplaşmaya, despotluğa kapılmadan uzlaşı kültürünü geliştirmeliyiz. Ben bu kadar oy aldım gibi, hangi bir hesaplaşmanın içersine girmeden, memleketi istediğim gibi idare ederim demeden, tutarlı bir davranış gösterilmelidir. Toplum katmanlarında konuların cesurca tartışılması, fikirlerin beyan edilmesi en doğru olanıdır.                                   

Yapılması gerekenler arasında yenidünyayı anlayabildiğiniz ve ona göre milli modeller ürettiğiniz ölçüde ayakta dik durabilirsiniz. Bu dünya düzeni içersinde Türk Milletinin bütün maddi, manevi ve beşeri potansiyelini ilmin, ahlakın, adaletin ve emanetlerin ehline verildiği bir Muhteşem Türkiye projesinde birleştirecek yerli, milli kadro ve projeler olmalıdır. Ülke olarak, yüce Türk milleti ve devletine yakışan, moral veren, karamsarlık bulutlarını dağıtan hamleler yapılmalıdır…                                            

Bizler ülkemizde barış içersinde yaşamak, kardeş olmak, birbirimize destek olmak istiyorsak; herkesin eşit, hür düşünebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği huzurlu ülke olmasını arzulamasıdır. Demokrasiyi geliştiren, insan hak ve hürriyetlerine dayalı hukuk devletini kuran Türkiye olmayı istiyoruz. Biz ileri güçlü, herkesin hür ve eşit olduğu, gelişmenin olgun çağının yaşandığı, yaraların sarıldığı, dertlerin dindiği bir Türkiye istiyoruz. Bizler insanlık, Türk ve İslam dünyası ve mazlum milletler için kutlu nesil, bir barış ve huzur nesli,   milletlerin umudu olmak istiyoruz. İstismar edilip ihanet eden, hapishanelerde çürüyen, kandırılıp devlete, millete savaş açan ölen, öldüren, yok olan insanlar istemiyoruz. Umutları tüketmeden, hayatların kaybolmasını, ailelerin ızdırap çekmesini istemiyoruz. İşte bunlar için milletle değerleriyle barışık bir anayasa özlemimiz olacaktır.                                       

Bu gün ülkemizde bir yol ayırımına gelmişsek. Çıkmazlardan kurtulmak istiyorsak batı düşünce tarzı değil, çare kendi öz değerlerimize dönüştür. İlimsiz ve erdemsiz siyasetten, her türlü istismardan milletimizi korumalıyız. Kardeşliğin, birliğin temellerini gelecek adına atmalıyız. Mutlu güçlü bir Türkiye doğru yürümek hedefimiz olmalıdır… Tarih, kültür ve inanç bağı olan insanların öncülüğünde, huzurlu bir hayat için Türkiye’nin barış, kardeşlik ve birlik hamlesine her zaman ihtiyacı vardır. O halde geliniz el ele, gönül gönüle, kardeşçe bu ülkeyi büyütmeye…



Bu yazı 1577 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • haber resimleri
    haber resimleri
  • Ceyhan Resimleri
    Ceyhan Resimleri
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. haber resimleri
  2. Ceyhan Resimleri
  3. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • ASKİ
    ASKİ
  • 15 TEMMUZ
    15 TEMMUZ
  • HABER VİDEOLARI
    HABER VİDEOLARI
  1. ASKİ
  2. 15 TEMMUZ
  3. HABER VİDEOLARI
VİDEO GALERİ
YUKARI